
PSİKOLOG HAZAL HUNTÜRK YAZDI…
Kişisel Sınırlar: Kendini Korumak Bencillik Değil, İhtiyaçtır.
Kişisel sınırlar dediğimiz şey aslında hepimizin “psikolojik özel alanı.” Bu alanı koruyabilmek; neyi istediğimizi, neyi istemediğimizi, nerede rahatsız olduğumuzu bilmekle başlıyor. Çünkü sınır koymak, insanların düşündüğü gibi sertlik ya da kabalık değil; ruh sağlığımız için tamamen gerekli bir davranış.Hayır diyememenin, sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmanın ya da rahatsız olduğumuz şeylere ses çıkarmamanın arkasında çoğu zaman benliğimizi korumakta zorlanmamız yatıyor. Bu da zamanla tükenmişlik, kırgınlık ve kendine yabancılaşma hissi yaratabiliyor. Oysa araştırmalar gösteriyor ki insan kendi sınırını netleştirdikçe hem daha özgüvenli oluyor hem de ilişkileri daha sağlıklı bir hale geliyor.Sınır koymanın üç temel adımı var: önce neyi istemediğimizi fark etmek, sonra bu duyguyu yönetebilmek ve en sonunda da bunu karşı tarafa açık bir dille söylemek. Bu süreç ne saldırganlıktır ne de bencillik. Aksine, ilişkileri daha saygılı ve daha anlaşılır hale getirir.Kısacası, kişisel sınırlar hayatı zorlaştıran değil; hayatı düzene sokan görünmez çizgilerdir. Kendimizi koruduğumuzda, hem başkalarıyla daha dengeli ilişkiler kurarız hem de iç huzurumuzu güçlendirmiş oluruz. Bu yüzden sınır koymak bir lüks değil, kendimize borçlu olduğumuz bir davranıştır.
ne mutlu sınırlarını koruyabilene, kişiliği oturmus kişilerin işi bu👍