enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,5420
EURO
54,8612
ALTIN
6.216,54
BIST
13.458,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Aydın
Parçalı Bulutlu
37°C
Aydın
37°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
37°C
Salı Parçalı Bulutlu
39°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
39°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
38°C

Akıntıya Karşı Kürek Çekenler

25 Aralık 2023 10:56
A+
A-

Akıntıya kürek çekmek; olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek anlamında sıkça kullanılan bir deyimdir. Her yerde kullanımı yaygındır.
Dünya üzerinde çok sayıdaki balık türü üremek için akarsu ağızlarından yüzerek akarsuların yukarı havzalarına doğru ilerler. Bu konuda en fazla ün yapan balık Somon Balığı’dır. Ayrıca ülkemizde Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda yaşayabilen ve nesli koruma altında olan İnci Kefali’nin akıntıya karşı yüzmesi oldukça önemlidir. üreme dönemi nedeniyle yaklaşık iki milyar inci kefali üreme öncesi adaptasyon sağlamak için akarsu ağızlarına göç ederler. Akıntının tersine yüzen ve önlerine çıkan engelleri zıplayarak aşan balıkların bu mücadelesi eşsiz bir görsel şölenin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Bir yandan binlerce balık ters akıntıya karşı zorlu mücadele verirken, martıların zıplayan inci kefallerini havada kapması, Alaska’da ayıların somonları yakalama görüntüleri fırsatçılık açısından oldukça ilginçtir.
Gelişen kötü veya zor olaylar karşısında pozitif düşünerek uğraşmak, çabalamak, yorulmak, yapılan veya amaçlanan her ne ise iyi olacağı düşüncesi içine girerek çabalama hali de diyebiliriz bu duruma. Ama göz göre göre olmayacak duaya amin demek ayrı bir tezatlık oluşturmaktadır.
Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde hayalleri peşinde koşan çok sayıda aday adayı ne yazık ki akıntıya karşı kürek çekmekle meşgul durumdalar. Umut dünyası ne de olsa.
Seçim dedik ya, bu günlerde siyasi çevrelerde vurdumduymazlığın son haddine vardığını çıplak gözle görebiliyoruz.  Kendi yetenek ve donanımlarından ziyade sayılarına, siyasi üstlerine, genel merkezdeki torpillerine güvenip bir yere gelmek isteyenler o kadar çok ki, hem de her partide. Ortada liyakat olmayınca bu yola yönelenlerin sayısı doğal olarak fazlalaşıyor. Bu şartlarda doğruyu savunmak, doğru yolu göstermek neredeyse ayıplanır hale geldi. Elbette ki hiç kimse veya hiçbir güç doğrunun savunulmasını önlemek için yasal düzenleme yapmıyor ama, yaşanan olaylar ve gösterilen tavırlar doğruları savunmayı neredeyse olanaksız hale getiriyor.
Nasıl getirmesin ki; içinde yaşanılan toplumda kesin yanlışlar doğruların yerine almış durumda. Bir olayın doğrusunu, olması gerekeni, ülke çıkarları açısından doğru olanını savunmak aptallık olarak nitelendiriliyor.
Hiçbir yeteneği, eğitimi, bilgisi olmayanlar birdenbire kamu yönetiminin üst basamaklarında kendine yer buluyor, bulunduğu kurumun çalışmalarına yön veriyor. Çoğu durumda da bu kişilerin başında bulundukları işletmelerde akla gelmedik olaylar oluyor, entrikalar dönüyor. Hatta kendi partisinden birine operasyon çekmek için kolaylıkla diğer partilerle işbirliğine gidilebiliyor. Yeri gelmişken Rus Yazar Dostoyevski’nin biz sözünü buraya bırakalım. “Dünyanın en gereksiz ve işe yaramaz adamını alın, bir gişe memuru yapın. Kendini önemli biri görüp sizi aşağı görecektir.” Anlayana.
Sonuçta ülke olarak hepimiz kaybediyoruz. Nereye bakarsanız bakın, durum İçler acısı, hangi siyasal görüşte olursa olsun, durum değişmiyor.
Türkiye pek çok siyasi partiyi, siyasi görüşü iktidarda gördü; ama yaşananlar fazla değişmedi. Merkezi yönetimlerde, yerel yönetimlerde, KİT’lerde, üniversitelerde de bunlar oluyor. Ama ne hikmetse bu durumun önüne geçecek denetim mekanizmaları sağlıklı çalışmıyor, çalıştırılmıyor. Ne toplum, ne de diğer denetim mekanizmaları üzerine düşeni yeterince yapmıyor, veya yapmak istemiyor. Birileri buna çanak tutuyor, içten içe gülerek bir yerlere gelmek için uğraşıp akıntıya kürek çekenlere olmayacağını bile bile gaz veriyor.
Sonuç; elbette hüsran. Olan bu kişilerin hayallerine ve harcadıkları zaman ve paralarına oluyor. İşini yürütebilen ise her zaman yürütüyor.
Olması gereken elbette bu değil. Hızla değişen dünyamızda artık değişim sağlayamayan, kendini yenilemeyen siyasi düşünceye sahip kişi ve gruplar tarihin çöplüğünde kaybolacaktır. Bizlere düşen görev kendi çıkarını düşünenleri ayıklamak ve onları hak ettikleri çöplüğe göndermek. Özellikle geçmişi şaibelerle dolu olanları o çöplüğe hemen göndermek gerekiyor. Özellikle basiretsiz ve becereksiz siyasilere öncelik vermek gerekiyor.
“Oğlum diyordu. Sen sen ol, görünüşe aldanma. İnsanlar iki yüzlüdür.” (Yaşar Kemal)

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.