
Aydın’ın Çine ilçesinde feldspat ve kuvars üretimi yapılan maden sahasında planlanan kapasite artışı, bölgedeki doğal ve tarihi varlıklar nedeniyle tartışma konusu oldu. Mutaflar, Tatarmemişler ve Alabayır mahalleleri sınırlarında faaliyet gösteren madenin yıllık üretim kapasitesinin 600 bin tondan 2,5 milyon tona çıkarılması hedefleniyor.
Toplam 1732 hektarlık ruhsat alanını kapsayan proje kapsamında, ÇED alanı 211,97 hektar olarak belirlenirken, üretim faaliyetlerinin doğrudan yürütüleceği alanın 83,25 hektar olduğu bildirildi. Proje sahasının, Çine ilçe merkezine 4,1 kilometre, Aydın merkeze ise 34 kilometre uzaklıkta bulunduğu, en yakın yerleşim olan Mutaflar Mahallesi’ne mesafenin yaklaşık 850 metre olduğu ifade edildi.
Bölgenin Antik Karya sınırları içerisinde yer alması ve ruhsat sahasında tescilli Mutaflar Tümülüsü ile 1. derece arkeolojik sit alanlarının bulunması dikkat çekiyor. Kapasite artışı planı kapsamında yapılan revizyonlarla şantiye ve ulaşım yollarının sit alanı dışına alındığı belirtilse de, tümülüs ve çevresindeki Helenistik dönem kaya mezarlarının maden faaliyetlerine birkaç yüz metre mesafede kaldığı görülüyor.
Projeye ilişkin raporlarda, sahada yeni bir tarihi bulguya rastlanması halinde çalışmaların durdurulması ve müze müdürlüğüne bildirilmesi gerektiği, ayrıca tümülüs çevresindeki işlemlerin arkeolog gözetiminde yapılmasının zorunlu olduğu kaydedildi.
Öte yandan, projenin yaklaşık 152 hektarlık kısmının orman arazisi olduğu ve bu kapsamda 46 bin 668 ağacın kesilmesinin öngörüldüğü belirtildi. Bölge halkı için önemli geçim kaynakları arasında yer alan zeytinlik ve tarım alanlarının da faaliyet sahasına yakın konumda olduğu ifade ediliyor.
Madencilik faaliyetlerinde “basamak patlatmalı açık ocak” yöntemi kullanılacağı, iki günde bir patlatma yapılmasının planlandığı bildirildi. Yıllık toplam patlayıcı kullanımının yaklaşık 960 bin kilogram olacağı hesaplanırken, patlatmaların oluşturacağı titreşimlerin tarihi yapılara etkisi konusunda farklı görüşler dile getiriliyor.
Raporda, patlatmaların yasal sınırlar içinde kalacağı ve yerleşim yerlerinde hasara yol açmayacağı öngörülse de, uzmanlar özellikle yığma mezar yapısındaki tümülüslerin titreşimlere karşı hassas olduğuna dikkat çekiyor.
Ayrıca çalışma alanına yaklaşık 1,8 kilometre mesafede bulunan Gürlen Çayı ile Tatarmemişler Göleti’nin de proje kapsamında risk altında olduğu belirtiliyor. Yeraltı su kaynaklarının etkilenebileceği ve bunun hem içme suyu hem de tarımsal faaliyetler açısından sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
Bölgedeki sivil toplum temsilcileri ise projeye tepkili. Çine Yaşam Platformu (ÇİYAP) yetkilileri, maden faaliyetlerinin doğa, su kaynakları ve tarihi miras üzerinde geri dönülmez etkiler yaratabileceğini savunarak, projenin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.