
Kuşadası son zamanlarda sadece turizmiyle, deniziyle, doğal güzellikleriyle değil; ne yazık ki imar tartışmalarıyla da gündeme geliyor. Betonun kıyıya, rantın kente, ayrıcalığın hukuka üstün gelmeye çalıştığı her yerde olduğu gibi burada da milletin vicdanı aynı soruyu soruyor: Bu şehir kimin için yönetiliyor?
Tam da böyle bir dönemde Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun ortaya koyduğu net tavır son derece önemlidir. Çünkü bazıları susmayı tercih ederken, bazıları olanı biteni görmezden gelirken, Özlem Hanım açıkça Kuşadası’nda imar rantını gördüğünü ve buna izin vermeyeceğini söyledi. İşte mesele tam da budur.
Bu çıkış, sıradan bir siyasi açıklama değildir. Bu çıkış; kıyıları, yeşil alanları, kamusal yaşamı ve şehrin geleceğini birkaç çevrenin kazanç hesabına teslim etmeme iradesidir. Çünkü imar rantı dediğimiz şey sadece birkaç bina, birkaç ruhsat, birkaç ayrıcalıklı karar değildir. İmar rantı; bir şehrin ruhunun satılmasıdır. Halkın hakkının bir avuç çıkar grubuna devredilmesidir.
Kuşadası gibi göz bebeği bir ilçede, plansızlığın, ayrıcalıklı yapılaşmanın, kişiye özel düzenlemelerin ve kent kimliğini bozan uygulamaların önüne geçmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu yüzden Özlem Çerçioğlu’nun sözleri, yalnızca bir uyarı değil; aynı zamanda bir duruş beyanıdır.
Çünkü bu millet artık şunu çok iyi biliyor:
Rant varsa adalet yoktur.
Ayrıcalık varsa eşitlik yoktur.
İmar oyunları varsa kamu yararı yoktur.
Birileri “gelişim” diyerek rantı pazarlamaya çalışabilir. Birileri “yatırım” diyerek kentin dokusunu bozabilir. Birileri sessiz kalarak bu düzenin sürmesini isteyebilir. Ama unutulmamalıdır ki şehirler, rant projeleriyle değil; adaletli planlamayla, kamu vicdanıyla ve halkın menfaati gözetilerek korunur.
Kuşadası sahipsiz değildir.
Bu kentin toprağı da, kıyısı da, geleceği de birkaç hesabın malzemesi yapılamaz.
İmar rantına karşı net konuşmak cesaret ister. O cesareti gösterenler, aslında yalnızca bugünü değil yarını da koruyanlardır.
Özlem Çerçioğlu’nun verdiği mesaj nettir:
Kuşadası’nı ranta teslim etmeyiz.
Ve bu söz, sadece bir siyasi cümle değil; halk adına verilmiş bir mücadele sözüdür.