Okuduğunuz değil, Usunuzun aldığı yere kadar yaşadığınız topraklara, çevrenize bir bakın düşünün, hatırlamaya çalışın.
Nereden nereye geldik,
Sosyolojik açıdan,
Sanayi teknoloji ekonomi, eğitim sağlık en önemlisi de ÇEVRE açısından.
Bu saydıklarımız insan yaşamını kolaylaştıran, daha fazla kazanması, daha rahat, daha refah bir yaşam sürmesi için biz insanların yarattığı sektörel çalışmalar, çevre kirlenmesi hariç.
Çocukluk dönemimde hatırlarım, çaylarımızda bile balıklar yaşar,
Büyük menderes nehrinde kocaman kocaman yayın balıkları, suyunun geçtiği topraklara bereket katar.
Hatta suyu içilirdi bile.
Yeraltı sularımız tertemiz akardı, Bazı yerlerde 5-6 metre kazıldığında buz gibi su çıkardı.
Bu sularla sulanan yetişen sebzeler meyveler doğal bir şekilde tüketilir, Böylece yüzyıllar boyunca sağlıklı nesiller yetişmiştir.
Dağlarımız yemyeşil ormanlar la kaplı,
Bizlerde;
Nazım’ın dediği gibi,
“BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR,
BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE”
Yaşadık geldik.
Ama bugün insanoğlu eliyle yaratılan iklim değişikliği nedeniyle çaylarımız derelerimiz akmıyor,
Yüzyıllardır birçok medeniyetleri bakan doyuran, bu topraklara bereket veren menderes nehrinde balıklar yaşamıyor ve zehir akıyor.
Ormanlarımızı kestik yok ettik.
Verimli Anadolu topraklarını, daha fazla kazanma adına, bilinçsiz kullanılan kimyasal gübre ve ilaç sektörüne, madenlere, sanayiye rüzgar enerjisine,
Dört mevsim doğal üretim yapılan Aydın topraklarına da, Jeotermal santrallerine, kurban ettik.
Bunu biz yaptık biz.
Biz izin verdik.
Bir ülkenin zenginliği, toprağı ormanları nehirleri çayları dereleri tarımsal alanları ve insanlarıdır.
Eskiden devlet havasını suyunu toprağını ormanını tüm gücüyle korur, bu zenginliklere zarar veren yurttaşlar, kim olursa olsun cezalandırırdı.
Günümüzde ise yönetenler tarafından, “KAMU YARARI” adına sadece birilerinin zenginleşmesi için, Devlet eliyle yapılan bu tahribata karşı duran, ağacını suyunu toprağını ormanını geleceğini korunmaya çalışan yurttaşlara ceza veriliyor.
Yetmedi, en kötüsü de, bu karşı duruş sırasında, bu halkın evladı ola güvenlik güçleriyle karşı karşıya getiriliyor.
Bu rahat sorumsuz yaşam tarzı ve daha fazla kazanma hırsı,
Maalesef insanlığımızı, ahlaki değerlerimizi, özgürlüğümüzü, çevremizi, doğamızı, dünyamızı daha doğrusu geleceğimizi elimizden alıyor, aldı.
Bunun farkında değiliz.
Evrenin bize sunduğu bütün güzellikleri, yaşam kaynaklarımızı yok ettik. ağacı kestik kuruttuk, havamızı suyumuzu toprağımızı zehirledik.
Para denen nesne tanrı oldu,
İnsanlık öldü.
Başımız sağ olsun.