“Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.” Sözün doğrusu bu. Ama içinde bulunduğumuz siyasi ortam o kadar kötü ve tersine gidiyor ki, sözü tersinden yazdık.
Bugün bir araştırma firması bizi aradı.
“Aydın Büyükşehir Belediye seçimlerinde kime oy vereceksiniz? AKP ise bire, CHP ise ikiye, diğer partilerden biri ise üçe basınız” dedi.
Bunun bir anket çalışması olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu manipülasyon amaçlı bir çalışma. Sizi iki adaya kanalize ediyor, diğer yirmi adayı yok sayıyor, böylece ilk söylediği parti olan AKP’yi öne çıkarmak istiyor. Tipik bir algı çalışması, ama anket değil.
Aydın Büyükşehir Belediyesi için adaylardan birisi emeklilere her ay beş bin TL vereceğim diyor. Yetmez, yirmi bin konut yapacağım diyor. Yetmez kavşak projesi, anne projesi vs diye liste uzayıp gidiyor. İlk iki projenin maliyeti basit bir hesapla otuz milyar TL tutuyor. Ancak belediyenin yıllık bütçesi altı milyar civarında. Yani, beş yıl kimseye maaş ödemeden, başka hiç bir yatırım yapmadan sadece bu projeleri yapmaya kalksa bütçesi yetmiyor. Diğer bir aday Eski ve Yeni Dörtyolu içine alan aç kapa tünel yapacağım diyor. Yüzlerce metre yolu açıp üstünü örtüp tünel alt geçit yapacağını söylüyor. Alüvyal arazi olan bu yolun zemin etüdü yapıldı mı? Kaç metre derinliğe, kaç adet fore kazık çakılacak? Kanalizasyon, su, elektrik, telefon, fiber internet vs deplaseleri nasıl yapılacak? Kaç yıl sürecek, maliyeti ne olacak? Bilen yok.
Projelerin maliyeti nedir? uygulanabilir mi? Verimli mi? Düşünen yok, aklına geleni proje diye söyle, nasıl olsa millet takım tutar gibi partiye oy veriyor. Vatandaş o projenin yanlış olduğunu bile bile alkışlıyor, yetmiyor yanlışı savunuyor.
Efeler’de durum farklı mı? Hayır, daha beter. Toplam 17 aday var, herkes proje açıklıyor. Ama açıklanan projelerde ayağı yere basan, olabilir yapıda çok az proje var. Özellikle devlet yardımı alan ve kendilerini büyük gören CHP, AKP ve İyi Parti adayları evlere şenlik. Sanki seçim değil, ütopik proje yarışması. Hepsi en büyük proje benim, en fazla proje bende havasında. Burada en ayağı yere basan, küçük bütçelerle halka dokunan işler yapacağını açıklayan Demokrat Parti Efeler Belediye Başkan Adayı Hasan Dinçer. Hasan Dinçer’in her proje sorusunda söylediği ilk cümle şöyle kuruluyor;
“Biz göreve geldiğimizde mühendis tecrübesi ile önce mevcut durumu tespit edeceğiz, sonra ortak akıl ile belirlediğimiz, halkın öncelikli ihtiyaçlarından başlayarak sorunları çözecek projeleri hayata geçireceğiz.”
Biz durum tespiti yapacağını, önceliğin halkın ihtiyaçları olduğunu söyleyen başka aday görmedik. Olması gereken bu anlayış ama, adayların çoğunluğu popülist yaklaşımla seçimi kazanmak için her yol mübah anlayışını sürdürüyor. Seçmen ise takım tutar gibi oy verdiği için nitelikli hizmet almaları hayal oluyor.
Her neyse. İşin harcama kısmı ise akıl alacak gibi değil. Her taraf branda, broşür, seçim çadırı, seçim aracı, reklam. Kiralanması milyon TL ile ifade edilen giydirilmiş otobüsler konvoy oluşturuyor. Varın gerisini siz hesaplayın. Sektörün içinden biri olarak gördüğümüz harcamalar karşısında diyecek söz bulamıyoruz. Yukarıda saydığımız partilerin hem büyükşehir, hem de Efeler adaylarının harcadıkları paranın ne kadar olduğunu Allah bilir. Görünen o ki, kazanan adayın beş yıl boyunca alacağı maaşları kampanya masraflarını karşılayamayacak. Bir de bu adayların dışında kalan onlarca aday kısıtlı bütçeleriyle seçim çalışması yürütüyor. Allah onlara kolaylık versin. Kendi yağları ile kavrulup halka kendilerini anlatmaya çalışıyorlar.
Şimdi buradan sormak istiyoruz. Kendini önde gören partilerin büyükşehir ve Efeler ilçe adaylarının harcama kaynağı neresi? Parti teşkilatları bu harcamaların ne kadarını karşılıyor? Adaylar kendi ceplerinden ne kadar harcadı? Bu harcamalar için Belediye bütçeleri ne kadar tırtıklandı? Sanayicilerden, iş insanlarından ve madencilerden ne kadar bağış alındı? Harcanan bu paraların muhasebesi kim tarafından tutuluyor? Bu konuda o kadar çok iddia var ki, yazmaya utanıyoruz. Milletin parası çarçur ediliyor, üstelik seçmen bunları alkışlıyor. Harcanan para halkın, yani kendi parası haberi yok.
Emeklilerin durumuna yeri gelmişken değinmek isteriz. 2008 yılında Torba Yasa ile kaldırılan, “En düşük emekli maaşı asgari ücretin altında olamaz” maddesinden sonra emeklilerimizin gelirleri giderek eridi. Günümüzde bizi kıskanan Avrupa emeklilerinin altıda birine kadar düştü. Emekli yoksullukla sınanıyor. Sebep olanlar utansın demek gerekiyor. Şartlar bu kadar kötü olunca ülke genelinde olduğu gibi burada da belediye başkan adayları emeklinin sefaletinden oy devirmeye çalışıyor.
Unutmadan duyduğum ilginç bir bilgiyi yazmak isteriz. Efeler adaylarından birisi STK ziyaretine gidiyor. Orada kendisine imar hakkında bilgisi olup olmadığı soruluyor. Kendisi, “İmar davalarına gittim, bilgim var” diyor. Gülsek mi, ağlasak mı, bilemedik. Karar sizin.
Sonuç olarak, yerel yönetimlerde vizyon sahibi, insanlarla iletişimi iyi olan ve adı şaibeli işlere karışmamış başkanlara gereksinim var. Adaylar ortada, takım tutar gibi partiye oy verme işini bırakın, sizi daha rahat ve sağlıklı bir şehirde, hangi aday yaşatacaksa ona oy verin. İyi tercih yapmazsanız sonra şikayet edersiniz. Son pişmanlık ise fayda etmez.
“Akıl yürütemeyen aptaldır; akıl yürütmeyen bağnazdır; cesaret edemeyen köledir.” (Sir William Drummond)