Liderler kitleleri peşinden sürükleyebilen, karizmatik kişiliği olan, ender insanlardır. Dünya tarihinde çok sayıda lider arkasında iyi veya kötü izler bırakmıştır. İşte bu liderlerden en karizmatik olanı kuşkusuz Mustafa Kemal’dir.
Selanik’teki çocukluğundan, Manastır’daki gençlik çağına; ardından Libya’dan Çanakkale’ye, Kafkasya’dan Filisten’e uzanan savaş yıllarına, sonrasında İstanbul’a, Samsun’a, Ankara’ya ve yoktan var ettiği Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan bir öykü onun ki.
Mustafa Kemal, Selanik’te başladığı eğitimini Harp Akademisinden mezun olarak tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı. 1911 yılında Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Birinci Dünya Savaşı başladığında 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi. 1915 yılında Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez!” dedirtti.
Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi.
Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı topraklarını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını” ilan edip Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, onun önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.
Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. Mustafa Kemal önderliğinde 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşa başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi ile birlikte düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye ile ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı. Bu süreçte;
Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.
Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)
I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını aldı.
Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer. (26 Ağustos 9 Eylül 1922)
Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulmasını sağladı.
Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdeledi. Mustafa Kemal önderliğinde Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922’de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Mustafa Kemal oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında yeniden cumhurbaşkanlığına seçildi.
Türkiye Cumhuriyeti, onun çizdiği yolda, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı. Osmanlı’dan bir enkaz halinde devraldığı ülkesini kısa zamanda medeni bir dünya devleti haline getirdi.
Mustafa Kemal Kurtuluş mücadelesi sonrasında Türkiye’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” için bir dizi devrim yaptı. Başlıcaları;
1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
2. Toplumsal Devrimler:
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
3. Hukuk Devrimi:
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)
4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler
5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması.
Öyle bir lider ki Cepheden cepheye koştuğu günlerde bile kitap okumaktan vazgeçmeyen Mustafa Kemal’in çoğunu okuduğu, incelediği, satır altlarını çizdiği binlerce kitabı vardı.
Sadece okudu mu? Elbette hayır. Geometriden Savaş anılarına, savaş taktikleriden Nutuk kitabına kadar 15 kitap yazdı.
Mustafa Kemal’in iyi bildiği diller; Fransızca, Almanca ve İngilizce’dir. Bunların yanında Aşina Olduğu Diller; Arapça, Farsça, Rumca/Yunanca, Bulgarca, İtalyanca ve Japonca’dır. Çalıştığı Diller; Yakutça, Mayaca, Kırgızca, Tatarca, Tobaca (Uranha Dili), Çuvaşça, Latince, Çağatayca ve Altayca’dır. Farkında Olduğu Diller ise Moğolca, Tibetçe, Macarca ve Sırpça’dır.
Mustafa Kemal hep halk ile iç içe oldu. Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanı olduktan sonra insanlardan uzaklaşmadı. Sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetlemesi bunun en büyük göstergesi oldu. Lokantada, tiyatroda, sinemada halkla birlikte olmaktan mutluluk duydu. Gittiği yerlerden para ödemeden asla çıkmaz, Hiç bir mekanda tek kuruş hesap bırakmazdı derdi. Halkı teşvik etmek ve sanata ilgiyi artırmak için değişik yerlerde sinema ve tiyatro izlerdi. Yurttaşların geceleri ailece dışarı çıkmalarından, ailece eğlenmelerinden çok memnun olurdu, teşvik ederdi.
1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kız kardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı.
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturdu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.
Kahveyi çok severdi. Günde 30 civarında Türk kahvesi tüketirdi. Özellikle çalışırken peş peşe isterdi. Sade ve bol köpüklü severdi.
Kâğıt oyunlarının tamamına hakimdi. Poker, briç, bezik, kanasta oynardı. Öğrencilik yıllarında Tavlaya başlamıştı. İyi bilardo oyuncusuydu. Çankaya Köşkü’nde bilardo masası vardı. Özellikle düşüneceği zaman tek başına bilardo oynar, arada ıstakayı bırakır, notlar alırdı. Müzik dinlemeyi severdi. Müzik kültürünün sadece fizyolojik ve psikolojik yönüyle değil, sosyolojik yönüyle de ilgileniyordu. Müzik eğitimi almamasına rağmen nota ve makam bilirdi. Mustafa Kemal için Rumeli türkülerinin yeri ayrıydı. Nihavend, rast ve segah makamlarını tercih ederdi. Gazel ve fasıl severdi. Caz, rebetiko dinlerdi. Müzik kitaplarını incelerdi. Barok müziğe meraklıydı. Enstrümanların tarihsel gelişimini araştırıyordu. Çankaya Köşkü’de 464 adet plak vardı. Çankaya’da Dolmabahçe’de Yalova’da Savarona’da, özel treninde, gramofonsuz mekanı yoktu.
Çok iyi dans ederdi. Çocukluğundan beri dansa meraklıydı. Vals ve polka biliyordu. Muhteşem zeybek oynardı. Köy düğünlerine denk geldiğinde, sırtından ceketini fırlatır atar, içten, doğal neşesiyle halaya katılırdı.
Aslında onun için yazılacak çok şey var. Mustafa Kemal bir liderde olması gereken özelliklerden çok fazlasını barındırıyor. Bugün Türkiye çağdaş bir ülke olduysa, Ortadoğu Bataklığında saplanıp kalmadıysa, onun vizyoner görüşlülüğü sayesindedir. Dünya tarihi, oligarşik ve monarşik olarak görev yapan, seçimle göreve gelen Hitler gibi kendisini bütün tarihlerin en güçlü devlet adamı ve komutanı sanan megolamanlarla doludur. Mustafa Kemal gibi liderler gerçek liderdir ve sayıları bir elin parmaklarını geçmez. Mustafa Kemal bir yaşam felsefesidir, gerçek bir liderdir. Başarıları, yaptıkları sıradan bir liderin yapacağı işler değildir. Bu da onu eşsiz yapmaktadır.
“Efendiler, Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir! İlim ve fennin dışında, yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir! (Mustafa Kemal Atatürk)