31 Mart yerel seçimleri üzerinden dört aydan fazla zaman geçti. Siyaset sahnesinde bunun etkileri ise devam ediyor ve edecek. Daha önce de yazdığımız gibi büyü bozuldu. Anketler özellikle ekonomik şartların iktidar partisinin oylarındaki düşüşü teyit ettiği ve sürekli hale getirmiş olduğu yönünde.
14 Mayıs seçimlerinde tepede yapılan ittifakların 31 Mart yerel seçimlerinde yerelde tabanda olduğu görülüyor. İktidar partisinin yaptığı manevralarla, uçağın burnunu yeniden yukarı çevirmenin yollarını arasa da yerel seçimlerde “ Cin şişeden çıktı”. Hayat pahalılığının sarsıcı, yıkıcı, yakıcı etkileri ile her gün yüzleşmek durumda olan insanlar günlük kaygılarla hareket etseler de yapılacak bir seçimde iktidarı değiştirme kuvvet ve iradesine sahip olduklarını yerel seçimlerde gördüler.
Ekonomi politikaları en temel olarak beslenme ve barınma ihtiyacını gidermeye yönelik olarak uygulanır. Bunlarda bile zorlanıyoruz. 2024 yılı ekonomik açıdan zor bir yıl oluyor düşüncesi içerisindeyseniz 2025 yılını hiç göz ardı etmeyin derim. Merkez Bankamız gelecek yıl için yani 2025 yılı için yüzde 14’lük enflasyon hedefinin arkasında olduğunu açıkladı. Maaş artışları 2024 Temmuz- Aralık dönemi enflasyon farkını hesap ederseniz ki bu sene sonu yüzde 38’lik bir hedefin olduğunu da hatırlatarak maaşlarda çok fazla bir artış olmayacak. Alınan veya alındığı söylenen her ekonomik tedbirin can sıkıcı yan etkileri daha belirgin hale gelecek. Asgari ücretli yüzde 14-20, emekli ve çalışanlarda yılın ilk yarısında ( anormal bir durum olmazsa yılın ilk yarısı için) bu rakamların yarısı kadar bir artış olacak. Memurların toplu iş sözleşmeleri görüşmeleri başladığında bunu göreceğiz.
Türk- İş araştırmasına göre, Temmuz’da 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden “açlık sınırı” 19 bin 234 TL oldu. Gıda, giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen “yoksulluk sınırı” ise 62 bin 652 TL olarak hesaplandı. Bu gelire sahipseniz açlık sınırı altında ve yoksul değilsiniz. Böyle gelire sahipseniz.
Katılır veya katılmazsınız. Ekonomik durumlar biraz nanay! Araba duvara çarpacak gibi gidiyor. Ve şu anda en başat kurum ekonomi. Göç politikası, dış siyaset, belediyeler, vergi artışları, turizm derken işler daha da içinden çıkılmaz hale gelebilir. Gelir dağılımındaki adaletsizliğe girmiyorum. Orada durum resmi rakamlarla bile dehşet verici. Her ne kadar ekonomi yönetimi aksini söylese de ekonomimiz bir çıkmazı içinde diye düşünüyorum. Yeni bir bakış açısı şart.
Bir de yerel de olup bitenler var. Aydın’da şu anda ilgilendiğimiz konu PTT arazisinin nerdeyse kimseye duyurulmadan hem de cüzi sayılabilecek bir rakamla satışı. Bu konuda bir iki kelam edelim. Satışı, fiyatı, yöntemi hepsini en sert şekilde eleştirebilirsiniz. Baştan sona yapılan işi yasal olsa da ahlaki bulmuyorum. Şunu gözden kaçırmamamız gerekir diye düşünüyorum. Bu alanın imar planı önce Aydın Büyükşehir Belediye meclisinde değişiklik, sonra Efeler Belediye Meclisinde kabul ve sonra Aydın BŞB meclisinde plan değişikliği onayı olduktan sonra satışı gerçekleşiyor. Hep derim belediye başkanları kadar meclis üyeleri önemlidir.
PTT arazisinin ilana çıktı, orada kaldı, her ne denirse densin “habersiz” satışı bir turnusol kağıdı işlevi görmüştür. Bu hafta belediye meclisinde daha da net görürüz. Aydın’da da “Cini şişeden çıkaran” bir olay olabilir.
Son söz; Hata yapmak insanlara vergidir, bunu başkalarının üstüne atmak politikadır. Bili Vaugheur