
Aydın siyasetini yıllardır izleyen biri olarak şunu net söyleyeyim: Bu şehirde masa kurmak kolay, o masadan kavgasız kalkmak mucize.
Bir dönem hatırlayın. Fotoğraflar verilir, “Aydın’ın sorunlarını konuştuk” denirdi. Biz de saf saf “Demek ki bir şeyler değişecek” sanırdık. Sonra cenazede birbirine selam vermeyenlerin o masada aynı kareye girdiğini görünce insanın aklına tek bir cümle geliyor: Demek ki mesele Aydın değilmiş.
Ben boşuna yazmadım zamanında. “Özlem Başkan hepsini kent meydanındaki iftar çadırına davet etsin” diye. Çünkü Ramazan’da bile küslüğü bırakmayan bir siyasi iklimden Aydın’a yatırım çıkmaz. Küsleri barıştırmak sevaptır, ama bizimkiler sevaptan çok hesap yapmayı sever.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Özlem Çerçioğlu dümeni aldı. Hem de öyle sembolik falan değil. Gerçek anlamda geminin başına geçti.
CHP’deyken Aydın siyasetinin tek başrolüydü. İl örgütünden mahalle temsilcisine kadar düzeni kurmuş, tıkır tıkır işleyen bir yapı oluşturmuştu. Orada alıştığı şey netti: Tek komut, tek yön, tek irade.
Sonra bir sabah baktık ki AK Parti rozeti takılmış. İşte o gün herkes aynı soruyu sordu. AK Parti Aydın teşkilatı bunu içine sindirebilecek mi? Yıllarca muhalefet ettikleri bir ismin arkasında hizaya geçebilecekler mi? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ne kadar sahip çıkacak?
Bugün görüyoruz ki Erdoğan desteğini verdi, Çerçioğlu da o desteği alıp direksiyona geçti.
Açık konuşalım. AK Parti Aydın teşkilatı yıllardır kendi içinde birlik fotoğrafı veremedi. Mehmet Erdem döneminde bir toparlanma beklentisi vardı ama kulislerde konuşulan ayrışmalar bitmedi. Aynı partinin içinde farklı mahalleler vardı adeta.
Şimdi o mahallelerin önüne tek bir cadde açıldı. Adı Özlem Çerçioğlu.
En ilginç taraf ne biliyor musunuz? Çerçioğlu AK Parti’ye geçmeden önce çok tartışılan, bol mesajlı, bol analizli toplantılar bir anda kesildi. Hani o şehrin kaderini belirleyen masalar vardı ya… Bıçak gibi sustu. Bu organizasyonların mimarlarından Hakan Ülken de derin bir sessizliğe geçti.
Demek ki rüzgâr yön değiştirince bazı gemiler limandan çıkmamayı tercih ediyormuş.
Asıl tablo yatırımlarda ortaya çıktı. Yıllardır “Aydın sahipsiz” diyenler vardı. Ankara kapıları çalınıyor, sonuç alınamıyordu. Şimdi Çerçioğlu AK Parti’ye geçti ve şehir adeta yatırım yağmuruna tutuldu.
Bu iki ihtimali doğurur.
Ya Ankara bir anda Aydın’ı hatırladı.
Ya da yıllardır o kapıyı doğru dürüst çalamayan bir teşkilat gerçeğiyle yüzleştik.
Siyaset romantizm kaldırmaz. Sonuç üretir ya da üretemez. Çerçioğlu kısa sürede sonuç üretti. Bu da ister istemez şu soruyu büyütüyor: Madem oluyormuş, neden bugüne kadar olmadı?
Ben yine diyorum. Özlem Başkan bazen büyüklük yapıp o eski masa kuran arkadaşları iftara davet etmeli. Ama bu sefer sadece barışsınlar diye değil. Gelen yatırımları görsünler, halkın arasına karışsınlar, belki biraz da öz eleştiri yapsınlar diye.
Aydın artık iç çekişme kaldırmıyor.
Gemi yıllardır dalgada savruluyordu. Şimdi kaptan köşkünde güçlü bir irade var. Direksiyon net. Rota net.
Kalanların yapması gereken şey çok basit: Ya bu gemide aynı yöne kürek çekecekler ya da kıyıdan el sallayacaklar.
Siyaset bazen selam vermekle başlar. Bazen de dümeni teslim etmekle. Aydın’da ikincisi oldu.
