enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,9720
EURO
55,9456
ALTIN
6.277,99
BIST
10.759,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Aydın
Az Bulutlu
23°C
Aydın
23°C
Az Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
23°C
Pazartesi Yağmurlu
19°C
Salı Yağmurlu
21°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
20°C

Özgürlük ile Sorumluluk Arasında Kaybolan Nesil (Kübra Karaaslan )

Özgürlük ile Sorumluluk Arasında Kaybolan Nesil (Kübra Karaaslan )
28 Mart 2026 16:51
A+
A-

Bu haftaki köşe yazımı hayatına son veren genç kardeşimiz sosyal medya fenomeni Kübra Kaarslan için yazmak istedim;
Son yıllarda toplum olarak derin bir kırılmanın içinden geçiyoruz. Bireysel özgürlüklerin yükselişi, kuşkusuz modern dünyanın en önemli kazanımlarından biri. Ancak özgürlüğün, sorumlulukla dengelenmediği her noktada bir boşluk doğuyor. İşte o boşluk; aileyi, toplumu ve en önemlisi gençleri içine çekerek telafisi zor acılara dönüşebiliyor.

Bir gencin hayatına son vermesi, sadece bireysel bir trajedi değildir. Bu; aile bağlarının zayıflaması, değerler sisteminin aşınması ve toplumun yönünü kaybetmesiyle doğrudan ilgilidir. Bugün gençler, bir yanda geleneksel değerlerin baskısı, diğer yanda sınırsız özgürlük vaadi arasında sıkışmış durumda. Ne tam anlamıyla yönlendiren bir rehberlik var ne de sınırları belirlenmiş bir özgürlük anlayışı.

Aile burada en kritik yapı taşıdır. Ancak günümüzde aileler ya aşırı baskıcı olmakla ya da tamamen ilgisiz kalmakla suçlanıyor. Oysa gerçek ihtiyaç; denge. Çocuğunu korumak isteyen bir baba ya da anne, çoğu zaman “geri kafalı” ya da “baskıcı” etiketiyle susturuluyor. Diğer tarafta ise gençler, “kendi hayatını yaşa” söylemiyle çoğu zaman yalnızlığa ve savrulmaya itiliyor. Sonuçta ne aile tam anlamıyla söz sahibi olabiliyor ne de gençler sağlıklı bir yön bulabiliyor.

Toplum olarak en büyük hatamız, sorumluluğu sürekli bir başkasına yüklemek. Yasalar, sistemler, ideolojiler… Elbette hepsinin payı var. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Hiçbir yasa, sevgiyle kurulmuş bir aile bağının yerini tutamaz. Hiçbir ideoloji, bir gencin hayatına dokunan gerçek bir rehberlikten daha güçlü değildir.

Dejenerasyon dediğimiz süreç tam da burada başlıyor. Değerlerin anlamını yitirdiği, otoritenin tamamen reddedildiği ve bireyin yalnızlaştırıldığı bir ortamda gençler; kimlik, aidiyet ve anlam arayışında kayboluyor. Sosyal medya ise bu boşluğu çoğu zaman sahte hayatlar, yapay mutluluklar ve geçici onaylarla doldurmaya çalışıyor. Ama bu, gerçek bir çıkış yolu sunmuyor.

Peki çözüm ne?

Çözüm; ne tamamen baskıcı bir aile modelinde ne de sınırsız özgürlük anlayışında. Çözüm; güçlü iletişimde, karşılıklı anlayışta ve sağlıklı sınırlar koyabilen bir aile yapısında. Gençleri anlamadan yönlendirmek mümkün değil. Ama onları tamamen başıboş bırakmak da bir o kadar tehlikeli.

Toplum olarak yeniden şu soruyu sormalıyız:
“Biz nasıl bir nesil yetiştirmek istiyoruz?”

Eğer cevabımız; güçlü, bilinçli ve sağlıklı bireyler ise, bunun yolu ne körü körüne özgürlükten ne de katı baskıdan geçer. Bunun yolu; değerlerle beslenen, sevgiyle büyüyen ve sorumluluk bilinciyle yönlendirilen bir nesilden geçer.

Unutmayalım:
Bir toplum, gençlerini kaybetmeye başladığında aslında geleceğini kaybetmeye başlamıştır.

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.