Mississipi Burning orijinal isimli Amerika’da güney eyaletlerinde ırkçılık tartışmaları ve hiç kolay olmayan siyahilerin hayatına odaklanan ve insan hakları aktivisti üç sivilin ortadan kaybolmasını konu alan gerçek olaylardan esinlenilen, Alan Parker tarafından yönetilen izlenmeye değer bir filmdir.
Konunun bizle ilgisi Mississipi ile olamasa da yanması tarafı ile ilgili. Yaklaşık iki hafta önce Selçuk ve Kuşadası’nı etkileyen orman yangını yaşadık. Orman yangını büyük gayretler ile söndürüldü ve daha büyük bir tehlikenin sınırından dönüldü. Yangın sırasında yaşanan bir iki olay var onlar dikkatimi çekti. Öncelikle şahsi kanaatim Selçuk tarafında başlayan yangının başlangıçta ciddiye alınmadığını fikrindeyim. Ne zaman Selçuk belediye başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel sosyal medyadan herkesi yangını söndürmek için desteğe çağırdı ondan sonra ciddiye alındı diye düşünmekteyim. Yangın sırasında yetkili makamların yangın bölgesine gitmesine asla sıcak bakmayan biri olarak belediye başkanlarımız, valimiz ve il milletvekillerimizin siyasi parti il başkanlarının orada olmasını doğru bulmam. Yardıma destek olan belediyelerinin reklam kokan hareketlerini de teşekkür etsem de doğru bulmam. Mesele kurduğumuz veya kuramadığımız sistem ile alakalıdır. Bir söz vardır. İnsan değil sistem çalışır. Eğer sistem düzgün kurulmuş ve işliyorsa zaten gereken yapılır. Bu olaydan kriz yönetimi nasıl yapılmaz onu öğrendik. Bir de yangın ile alakalı bilgi akışı çok sorunluydu. Neyse biz yine iyi niyetli olarak bunları yangını daha da büyümeden söndürme çabaları olarak görelim
Malumunuz EURO 2024 Avrupa futbol şampiyonasından elendik ve bir süreliğini de olsa unuttuğumuz ne varsa şu anda kucağımızda olacak. Emekli ve asgari ücretli en çok dertli olan kesim. Bu maaş artışları kimseyi tatmin etmeyecektir. Enflasyon düşüyor masalı dinleyeceğiz de yılsonu hedefi yüzde 42’dir aylık. TÜFE yüzde 2,16 olmalı ki bu hedefi tutturabilelim. Ancak enflasyonun düşmesi fiyatlarda düşüş anlamına gelmeyecektir. Bu maaş artışları ve getirilen ve getirilecek olan vergi artışları ile zor günler biter daha zor günler gelir. Muhtemelen Ekim ayında ne olduğunu anlarız.
Aydın’da yüksek sıcaklıklar tarımsal sulamadaki su ihtiyacını had safhaya çıkardı. Pamuk üreticilerinin su feryatları duyuluyor. İnşallah bir çözüme kavuşur. Ki İkizdere barajından da su salınıyor. Bir daha tekrar edelim. Bu yıl işler herkes için zor olacak. Şu sıralar şirketler iflas ve konkordato talebinde bulunuyor. İlerisi için büyük sıkıntı. Memleket yanıyor da Misissipi gibi mi yanıyor Marmara çırası gibi mi hep birlikte göreceğiz.
Son söz; İktisatçı; dün öngördüğünün bugün gerçekleşmediğini, yarın açıklayabilen kimsedir. A. B. Alcoot