
Bir bayramda üç ayrı acı… İki kardeş, bir çocuk ve bir kadın.Bu sadece Aydın’da yaşananlar…
Bayram…Normalde sevinçtir, buluşmadır, huzurdur.
Ama bu bayram, geride sadece acı bıraktı.
İki kardeş katledildi.Henüz 16 yaşında bir çocuk yaşamına son verdi.Bir kadın, en yakını olması gereken kişi tarafından öldürüldü.
Bu üç olay, üç ayrı trajedi değil aslında.Tek bir sorunun farklı yüzleri:İnsanlığımızı yitiriyoruz.
Artık şiddet, istisna değil; neredeyse sıradan bir refleks.Tartışıyoruz, bağırıyoruz, öfkeleniyoruz…Ve durmayı bilmiyoruz.
Bugün eğitim sistemine bakın.Başarı var, rekabet var, sınav var.Ama sabır yok.Empati yok.Duygu yönetimi yok.
Oysa insan, sadece bilgiyle değil, değerle yetişir.
Öfke, insanın en doğal duygularından biri.Ama kontrol edilmediğinde, en yıkıcı güce dönüşür.Bugün sokakta, evde, trafikte gördüğümüz şey tam da bu:Kontrolsüz öfke.
Ve bu öfkenin altında çoğu zaman bastırılmış duygular,ifade edilemeyen acılar,öğretilmemiş duygular var.
Bir çocuk düşünün…Kızgın ama nasıl sakinleşeceğini bilmiyor.Üzgün ama bunu nasıl ifade edeceğini öğrenmemiş.Yalnız ama yardım istemeyi bilmiyor.
Sonra büyüyor.
Ve o çocuk, öfkesini yönetemeyen bir yetişkine dönüşüyor.
İşte trajediler tam burada başlıyor.
Vicdan…
Bugün en çok ihtiyacımız olan ama en az konuştuğumuz kavram.
Vicdan;kimse görmezken doğruyu seçmektir.Güçlüyken zarar vermemektir.“Yapabilirim ama yapmamalıyım” diyebilmektir.
Ama biz, çocuklara bunu öğretmiyoruz.
Onlara kazanmayı öğretiyoruz ama kaybetmeyi öğretmiyoruz.Başarılı olmayı öğretiyoruz ama iyi insan olmayı ikinci plana atıyoruz.
Sonuç?
Daha çok öfke,daha çok şiddet,daha çok kayıp.
Artık şu gerçeği görmek zorundayız:
Bu mesele sadece güvenlik değil,sadece ceza değil.
Bu mesele, insan yetiştirme meselesi.
Okullarda matematik kadar,hatta belki ondan daha fazla;empati, iletişim ve öfke kontrolü öğretilmeli.
Çünkü bir toplumun gücü,kaç bina yaptığıyla değil,kaç insanı hayatta tutabildiğiyle ölçülür.
Ve belki de artık en zor soruyu sormanın zamanı geldi:
Biz ne zaman iyi insan yetiştirmeyi bıraktık?
Ve daha kaç can kaybettikten sonra bunu hatırlayacağız?
Sonuç olarak;
Koruyamadığımız her hayat, kaybettiğimiz bir vicdandır.”