Değerli okur,
Yerel seçimler için önemli safhalardan biri belediye başkan adaylıkları, ondan daha bir önemlisi ve sancılı geçeni de belediye meclis üyeleri listeleridir.
Ütopik olarak mükemmele yakın demokraside bütün bunlar ön seçim ile belirlenir, teşkilatının, örgütünün, üyelerinin uygun gördüğü bu listeye girerken giremeyenlerde “ Şeriatın kestiği parmak acımaz” deyip kaderine razı olurlar. Tabi bunlar memleketimizde bir hayal olmaktan öteye zor gider! Biraz açalım. Şu sıralar her parti ve belediye başkan adayı meclis listesi ile meşgul. Hatta epey de zorlayıcı hale gelmiş durumda. Belediye başkanlığı adayı olamamak çok fazla heveslileri tarafından sindirilse de meclis üyeliği konusu en azından şu anda nerdeyse içinden çıkılmaz hale gelmiş durumda. Özellikle de ittifak olarak seçime giren partilerde.
Şahsen meclis listelerine bakıp ona göre oy kullanmaktayım. Sonuçta ilçe veya büyükşehir belediye meclis üyeleri bizim yereldeki vekillerimiz. Bizim hakkımızı, hukukumuzu koruyacak, il ve ilçesinde yaşayan vatandaşın yararına işler için ellerini kaldıracak insanlar bunlar. En azından benim ütopya cumhuriyetindeki beklentim bu. Bazen belediye meclis toplantılarına giderim. Vatandaş olarak ve en sevdiğim “katılanların oy birliği ile” kabul edilen tekliflerdir.
Belediye meclis üyeliği önemlidir. Buraya seçilecek insanlarda önemlidir. Çünkü siyaset akademisinin hayata geçirileceği, işlerin, işleyişlerin öğrenilmeye başlayacağı yerler buralarıdır. Eh birazda insanın içinde meclis üyesi ne iş yapar, ne gibi hak ve yetkileri vardır, kime karşı sorumludurlar gibi” basit” meseleleri kendileri bu işe aday olmadan önce öğrenmişlerdir diye düşünmek isterim.
Şimdi belediye meclisi adayı olacak birbirinden değerli büyüklerimiz, küçüklerimiz, kardeşlerimiz bizim hizmetimiz için hazırlanacak bütçe konusunda yetkilidirler mesela. Bunun için bütçe hesabının kesin şekilde kabul görmesi gibi görevleri vardır.
Tabi ki pek çok defa karşılaştığımız meclis üyelerinin yakınlarını belediyede işe yerleştirilmesi, bazı menfaatler sağlaması ve bunun da tabii bir hak olarak görülmesi gibi bazı tatsız hadiselerde olmuyor değil. Yine tabiidir ki bunlar “istisnai” durumlardır! Meclis üyelerimiz her halukarda bizlerin menfaatini düşünür ve ona göre görüş beyan eder!
Gelelim şu anda yaşananlara. Buraya bildiklerimiz yazsak herkes itiraz sırasına geçer. Genel olarak şunu söyleyeyim. Seçmen oy atacağı kişi veya parti için bir meşruiyet kaynağı arar. Aidiyetler de önemlidir. Şu anda edindiğimiz bilgiler kesin olarak meclis listelerinde belediye başkan adayları ile parti yönetimlerinin güç gösterisi alanına dönüşmüş durumda. Şu soru hiç sorulmuyor. Seçmen listelerde kimi görmek istiyor. Bugünkü şartlarda elbette parti yönetimleri de bunun belirlenmesine katılabilir. Ancak gereksizlik sıfatını bizim oylarımız ile fiiliyata dönüştürmeye kimsenin hakkı olmamalı. Şu soruya cevap verebilirsek meclis üyeliği için uygun olma için bir fikir edinebiliriz. Vatandaşın hakkını, hukukunu açıktan bile olmasa helal getirecek bir karara sırf parti veya belediye başkanı istedi diye ne yönde oy kullanırsınız?
Her siyasi partinin belediye meclis üyelikleri için farklı kriterleri olabilir. Aidiyet, asabiye, liyakat vs… Fakat kriterlerden biri “bu benim adamım” olmamalıdır. Ve ne yazık ki şu anda yaşanalar buna işaret etmektedir. Bilek güreşi bir spordur siyasette de yerinde ve zamanında kullanılırsa bir anlamı olur.
Siyasi partiler veya ittifaklar açıktan olmasa bile kapalı alanlarda meclis listesi krizini derinden hissedecek ve yaşayacak. Bu iş listelerin ilan edilmesinden sonra biter diye düşünmemenizi tavsiye ederim. Seçimler sonuçlanana kadar içten içe ve hatta açıktan Belediye başkan adaylarının yüzüne söylenecek. İşler sarpa sardığında, seçim kaybedildiğinde bu işlere vücudu ile müdahale edenler sorumluluktan kaçmasın ve kendi yaptıklarının arkasında dursun diyeceğimde kime diyeceğim orası ayrı mevzu.
Sorumluluklarımızdan kaçınabiliriz, ama kaçınmanın sonuçlarından kaçamayız. J. C. Stamp